Yadigâr (günlük yazımıyla yadigar), bir kimseyi ya da bir olayı hatırlatan şeydir: hatıra, andaç. Birinden kalan ve ona bakınca onu hatırladığınız her şey bir yadigârdır.
Yadigâr çoğu zaman bir eşyadır: dededen kalan köstekli saat, anneden kalan yüzük, sandıktan çıkan eski bir mektup. İnsan için de söylenir: bir büyüğün emanet ettiği, ondan geriye kalan kişiye de “yadigâr” denir. Kelimenin içinde hem sevgi hem emanet duygusu vardır; yadigâr saklanır, korunur, sonrakilere bırakılır.
Doğru yazımı düzeltme işaretiyle, “yadigâr” biçimindedir. Günlük yazıda ve internet aramalarında çoğunlukla işaretsiz, “yadigar” diye yazılır; ikisi aynı kelimedir, anlamı değişmez.
Kelime Türkçeye Farsçadan geçmiştir. “Anmak, hatırlamak” anlamındaki kökten gelir ve “anımsatan şey” demektir. Eş anlamlıları hatıra ve andaçtır.
Bu saat bana dedemden yadigâr kaldı.
Sandıktaki mektuplar annemin gençliğinden birer yadigârdı.
Köydeki ceviz ağacı, rahmetli babamın yadigârıdır.
Anlattığı hikayeler çocuklarına en güzel yadigâr oldu.
Bir insanın anlattıkları, ondan kalacak en değerli yadigârdır. Yadigâr'da sevdiğiniz kişiye 11 ay boyunca her hafta bir soru gönderiyoruz; o da yazarak ya da sesini kaydederek cevaplıyor. Sonunda anlattıkları, fotoğraflarıyla birlikte sert kapaklı bir kitap oluyor: çocuklarına ve torunlarına kalacak bir yadigâr.